AKBNK 628M Çıkışta|Tahvile 2,4x Talep

· BIST

Yabancı Hisseyi Sattı, Borcu Aldı

Bu haftanın verileri tutarsız görünen ama içinde kendi mantığı olan bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın haftalık menkul kıymet istatistikleri, 22 Mayıs haftasında yabancı yatırımcıların Türkiye'den 628 milyon dolar çektiğini gösteriyor. Bunun 293 milyon doları hisse senedi, 335 milyon doları devlet iç borçlanma senedi. Hisse tarafındaki bu satış tutarı, 13 Mart haftasından bu yana görülen en yüksek haftalık rakam. Üstelik bir önceki haftada da 285 milyon dolarlık hisse satışı gerçekleşmişti. Yabancıların Türkiye hisse stoğu iki haftada 44,4 milyar dolardan 41,5 milyar dolara indi.

Aynı takvim haftasında BIST 100, 13.704 puandan 14.200 puana çıktı. Artış yüzde 3,62. BIST 30 yüzde 4,02 yükseldi. Teknoloji endeksi yüzde 5,81 ile hepsinin önünde. THYAO, AKBNK ve ASELS en çok işlem gören hisseler arasına girdi. 92 hisse prim yaptı, 7 geriledi. Dolar kuru 45,96 TL seviyesinde sakin seyretti.

Yabancı yatırımcı hisse satıyor, borsa yükseliyor. Bu iki veri aynı haftaya ait. Ama asıl soru yabancının nereye gittiği.

Tahvilde Ters Yönde Aynı Para

AKBNK, aynı haftada uluslararası piyasalarda 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihraç etti. Emir defteri 1,2 milyar doları geçti. Bu, arzın 2,4 katı talep demek. Güçlü istek sayesinde faiz oranı başlangıç seviyesinden 25 baz puan aşağı çekilerek yüzde 8,25'e sabitlendi. Vade 10,5 yıl, ilk yenileme hakkı 5,5. yılda.

Alıcı coğrafyası bu tercihi netleştiriyor. Talebin yüzde 73'ü Birleşik Krallık'tan, yüzde 18'i kıta Avrupası'ndan, yüzde 4'ü ABD'den geldi. Yabancı hisse satışının ağırlıklı merkezleriyle tahvil talebinin ağırlıklı merkezleri örtüşüyor. Aynı kurumsal para havuzu Türkiye'den çıkmıyor; risk profilini yeniden ayarlıyor. Özkaynak yerine sabit dövizli getiri, hisse volatilitesi yerine kredi kalitesi.

Bunu destekleyen ikinci bir veri var. Ziraat Katılım, 150 milyon dolarlık sukuk ile Viyana Borsası'na kote oldu. Türk katılım bankacılığı tarihinde bir ilk. Halihazırda dolaşımda 2 milyar dolarlık sukuk stoğu var. Hem konvansiyonel hem katılım bankacılığı aynı yönde hareket ediyor. Uluslararası borç piyasasına erişim genişliyor, talep geliyor.

Bu tercih değişikliğinin mekanizması şu: 15 Mart 2028 vadeli TL tahvilin bileşik getirisi yüzde 43,45. Bu ortamda kur riskini taşımayan bir yatırımcı için TL enstrümanı cazip görünebilir. Ama aynı yatırımcı, faizin düşüş senaryosunu fiyatlamaya başlıyorsa ve TL değer kaybı beklentisi taşıyorsa, döviz cinsinden sabit getiri daha öngörülebilir hale geliyor. Yabancının hisse stoğunu azaltması bu ikinci okumayı işaret ediyor.

Devreye girmesi gereken soru şu: Bu ayrışma kalıcı bir yapıya mı dönüşüyor, yoksa geçici bir pozisyon ayarı mı?

İki Piyasa Aktörü, Farklı Fiyatlama

Bu soruyu yanıtlamak için OECD'nin son raporunu bağlama koymak gerekiyor. Türkiye'nin 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'ten yüzde 3,1'e indirildi. OECD, küresel büyümeyi de yüzde 3,4'ten yüzde 2,8'e çekti. ABD-İsrail-İran gerginliğinin enerji maliyetleri ve tedarik zinciri üzerindeki baskısı iki senaryo çerçevesinde değerlendiriliyor. Sınırlı aksaklık senaryosunda küresel büyüme yüzde 2,8'de kalıyor. Uzun süreli kesinti senaryosunda yüzde 2,1'e gerileyebilir.

Türkiye'nin bu tablo içindeki konumu farklı bir nota içeriyor. Petrol, doğalgaz ve gübre ithalatının büyük bölümü Basra Körfezi kaynaklı değil. OECD bunu doğrudan tedarik risklerine karşı görece avantaj olarak tanımladı. Avrupa talebi zayıflığı ve Çin'in imalat sektöründeki baskısı ise risk tarafında kalmaya devam ediyor.

Yabancı kurumsal para bu çerçeveyi okuyor ve şunu söylüyor: Türkiye'nin kredi kalitesi tutarlı ama büyüme ve enflasyon belirsizliği özkaynak pozisyonu taşımayı zorlaştırıyor. AKBNK tahvilindeki 2,4 katlık talep bu okumayı kanıtlıyor. Hisse stoğundaki 2,9 milyar dolarlık erime ise özkaynak tarafındaki çekilmeyi gösteriyor.

BIST'in aynı haftada yüzde 3,62 yükselmesi ise yerli yatırımcının farklı bir fiyatlama yaptığını ortaya koyuyor. Yerli para yabancının bıraktığı pozisyonu absorbe ediyor ve borsayı taşıyor. Bu dinamiğin sürdürülebilirliği, ilerleyen haftalarda Türkiye enflasyon verisinin seyrinde netleşecek. TÜİK Mayıs ayı TÜFE açıklamasını 5 Haziran'a erteledi. Açıklama tahmin beklentisi dahilinde gelirse yabancı tahvil talebi kalıcılaşabilir. Enflasyon beklentinin üstüne çıkarsa, mevcut faiz-getiri hesabı yeniden tartışmaya açılır ve tahvil talebinin gücü test edilir.

Yabancının hisse çıkışı iki haftadır artarak devam ediyor. Bu eğilimin kırılması için ya Türkiye büyüme ve enflasyon verisinin birlikte güçlenmesi ya da küresel risk iştahının belirgin biçimde açılması gerekiyor. Olmadığı takdirde AKBNK ve diğer bankaların tahvil piyasası borsa ile ayrışmayı sürdürür — yabancı krediyi alır, hisseyi bırakır.

Link copied