Barem Ambalaj konkordato|Tesisler kârlı, borç sarmalda
Mahkeme Kararı ve Kapsamı
Borsa İstanbul'da işlem gören Barem Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş., finansal yükümlülüklerini yeniden yapılandırmak amacıyla konkordato başvurusunda bulundu. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 30 Temmuz 2026 tarihinden itibaren şirkete üç ay süreyle geçici mühlet verdi ve Yeminli Mali Müşavir İbrahim Sadi Erk'i geçici konkordato komiseri olarak atadı. Çeyrek asırlık bir ambalaj üreticisinin aldığı bu karar, yatırımcının ilk sorusunu doğuruyor: şirket faaliyetlerini durduruyor mu, yoksa yalnızca borç yapısını mı düzenliyor?
Şirketin KAP açıklamasına göre İzmir, Gaziantep ve Karaman'daki ambalaj üretim tesisleri kesintisiz ve kârlı biçimde faaliyetine devam ediyor; nakit yaratma kapasitesini de bu tesisler destekliyor. Sorunun kaynağı farklı bir noktada yoğunlaşmış: Konya Ereğli Organize Sanayi Bölgesi'ndeki kağıt fabrikası, enerji yatırımı tamamlanmadan geçici olarak durduruldu. Konkordato başvurusu şirketin tamamını değil, bu yatırım yükünün finansman baskısını hedef alıyor; bu ayrım, tam iflas okumasıyla hedefli yeniden yapılandırma okuması arasındaki farkı belirliyor.
Bu noktada okuma değişiyor. Başlıkta görülen 'dev şirket konkordato ilan etti' çerçevesi, üretim çekirdeğinin çöktüğü izlenimini veriyor. Ama kaynak veriler bunu doğrulamıyor; üç fabrika kâr üretmeye devam ederken, mali baskının kaynağı tek bir büyük sermaye yatırımı. Bu, konkordatoyu bir tasfiye adımı değil, dar bir finansman sorununu mahkeme gözetiminde çözme girişimi olarak okumayı destekliyor.
200 Milyon Euroluk Yatırım Yükü
Şirketin açıklamasına göre kağıt fabrikası yatırımında yaşanan bürokratik gecikmeler, yatırım maliyetinin yaklaşık 200 milyon euro seviyesine yükselmesine ve ilave finansman yüküne yol açtı. Ekonomik koşulların mamul fiyatları ve maliyet kalemlerinde yarattığı dalgalanmayla birlikte artan finansman maliyetleri, fabrikanın enerji yatırımı bitmeden geçici olarak kapanmasını tetikledi. Bu, tek bir kötü karardan değil, birikimli bir maliyet sarmalından söz ediyoruz demek.
Kısa vadeye dönüşen banka kredileri ile önemli müşterilerden ticari alacakların tahsilatındaki gecikmeler, şirketin nakit akışını geçici olarak olumsuz etkiledi. Bu iki unsur birlikte, kısa vadeli yükümlülüklerin karşılanmasında dönemsel bir güçlük yarattı. Sorun tek bir ödeme değil, vade uyumsuzluğunun birikmesi — yatırım uzun vadeli, borçlanma kısa vadeli kalmış.
Ana ortakların pay satışı yoluyla şirkete faizsiz kaynak sağlama planı da devreye alınmıştı. Ancak piyasa koşulları ve yatırımcı talebinin beklenen düzeyde gerçekleşmemesi nedeniyle pay devir bedellerinin tahsilatı planlanan takvimde tamamlanamadı. Bu başarısızlık, şirketin kendi çözümünü kendi başına üretemediğini, mahkeme gözetimine neden ihtiyaç duyduğunu daha somut biçimde açıklıyor.
Operasyonel Çelişki: Kâr Eden Tesisler, Mahkemedeki Şirket
Burada gerçek paradoks ortaya çıkıyor: üç üretim tesisi operasyonel olarak kârlı çalışmayı sürdürürken, şirketin bütünü mahkeme korumasında. Bu, konkordatonun bir işletme başarısızlığından değil, bir sermaye yapısı uyumsuzluğundan kaynaklandığını gösteriyor. Nakit üreten varlıklarla, o nakdi aşan bir yatırım borcu aynı bilançoda bir arada duruyor.
Barem Ambalaj payları bu gelişme sonrası Yakın İzleme Pazarı'na alındı. Şirket ayrıca kağıt fabrikasının olası satışı için görüşmelere başlamayı planladığını duyurdu. Bu adım, şirketin sorunlu varlığı elden çıkararak çekirdek ambalaj işini koruma stratejisine işaret ediyor — sorunu büyütmek yerine izole etme girişimi.
Geçici mühlet süresince şirket, başta finansal kuruluşlar olmak üzere tüm alacaklılarla borçların yeniden yapılandırılması için görüşmeler yürütecek; vadelerin faaliyet döngüsü ve nakit yaratma kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor. Sonuç, bu üç aylık pencerede alacaklıların teklif edilen ödeme planını kabul edip etmeyeceğine bağlı. Üretim tesislerinin kârlılığı sürdüğü sürece, konkordatonun tasfiyeye değil kontrollü bir yeniden yapılandırmaya evrilme ihtimali güçlü görünüyor; ancak kağıt fabrikası satışının başarısız olması ya da alacaklı direnci, bu tabloyu hızla değiştirebilir.