TCMB Enflasyon Revizyonu %26|Faiz İndirimi Artık Mümkün Değil mi?

· BIST

Hedef 24, Tahmin 26: Merkez Bankası'nın İki Rakamı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 16'dan yüzde 26'ya çıkardı. 10 puanlık bu revizyon tek başına sıradan bir güncelleme sayılabilirdi. Ama aynı raporda resmi hedef yüzde 24 olarak korundu. İki rakam arasındaki 2 puanlık açık, bugün Türkiye piyasalarının merkezine oturdu.

BIST 100 endeksi gün içinde yüzde 1.88 düşerek 14.369 puana geriledi ve Mayıs'ın en düşük kapanışını gördü. Küresel piyasaların aynı saatlerde yukarı baktığı, Orta Doğu'da ateşkes beklentisinin risk iştahını beslediği bir ortamda yerli borsanın bu kadar sert satış görmesi, salt dışsal bir baskıyla açıklanamaz. Citi ve Deutsche Bank raporları, faiz indirim beklentisini Temmuz'dan sonrasına erteledi. Piyasa katılımcılarının yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 27.53'ten yüzde 28.94'e fırladı.

Dolar kuru aynı sabah 45.54 liraya ulaşarak tarihi zirvesini yeniledi. Commerzbank, Türkiye'nin Mart'ta cari açığının neredeyse iki katına çıkarak 9.7 milyar dolara ulaştığını ve merkez bankası rezervlerinin 43.4 milyar dolar eridiğini raporladı. Bu veriler bir arada okunduğunda gün, salt bir enflasyon raporu günü değil, para politikasının önünün tıkandığı bir an olarak beliriyor. Sorun sadece rakamların büyüklüğü değil; "hedef" ile "tahmin" arasındaki bu sessiz kopuş, merkez bankasının kredibilitesine dair bir mesaj içeriyor.

Hedef Neden Değişmedi, Tahmin Neden Değişti?

Merkez bankalarının iki ayrı kavramı vardır: taahhüt ettiği hedef ve gerçekleşeceğini öngördüğü tahmin. TCMB bugün birini sabit tutarken diğerini 10 puan yukarı taşıdı. Bu ayrım teknik değil, siyasi bir anlam taşıyor.

Hedefi korumak, para politikası taahhüdünü sürdürdüğünü sinyallemek demektir. Tahmini yukarı çekmek ise bu taahhüdün gerçekleşmeyeceğini kabul etmek demektir. Deutsche Bank ekonomisti Yiğit Onay, raporunda revizyonu "daha gerçekçi bir çerçeve" olarak tanımladı; ama aynı raporda repo fonlamasına dönüş beklentisini Temmuz'a erteledi. Citi ise daha keskin bir değerlendirmeyle "faiz indirimi için alan kalmadı" ifadesini kullandı ve yıl sonu politika faizini yüzde 34.5 düzeyinde sabit öngördü.

Peki bu mekanizma neden şimdi devreye girdi? ABD ve Japonya enflasyon verilerinin beklentileri aşması, küresel tahvil faizlerini yukarı taşıdı. Japonya'nın 30 yıllık tahvil getirisi ilk kez yüzde 4'ü geçti. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin bir kısmını geri çekiyor. Türkiye'nin rezerv erimesi bu süreçte hızlanıyor, cari açık büyüyor. TCMB hem içeride enflasyonla hem dışarıda sermaye çıkışıyla aynı anda mücadele etmek zorunda. Faiz indirmek bu denklemde TL'yi savunmasız bırakır; indirmemek ise kredi maliyetlerini yüksek tutarak iç talebi kısar. Rapor, bu çıkmazı kapatmak yerine görünür kıldı.

Ama burada bir şey hâlâ yanıtsız kalıyor: Piyasa beklentisi yüzde 28.94'te seyrederken TCMB tahmini yüzde 26'da. Piyasa merkez bankasının tahmininden bile şüphe ediyor.

Sonbahar Testi: Temmuz Zammı ve Enflasyon Döngüsü

Bu şüphenin pratik yansıması Temmuz'da görünecek. TCMB'nin yüzde 26 tahminine göre hesaplanan emekli ve işçi maaş zammı yüzde 19.85 olarak öngörülüyor. Eğer gerçekleşen enflasyon piyasanın beklediği yüzde 28-30 bandına yaklaşırsa, Temmuz zammı reel değer kaybını telafi edemeyecek. Bu durum tüketici güvenini ve iç talebi aşağı çeker; ki merkez bankası için bu zaten istenilen yönde bir gelişme gibi görünür. Ama reel ücret kaybıyla gerilen iç talep, enflasyonun düşmesi için yeterli değildir; eğer kur devreye girip ithalat maliyetlerini artırırsa, talep baskısı olmadan da fiyatlar yükselmeye devam edebilir.

Tarihsel paralel 2021-2022 dönemine işaret ediyor. O dönemde de TCMB resmi hedefin üzerinde seyredecek bir enflasyonu "geçici" ilan etti ve faiz indirdi. TL 18 liraya kadar geriledi, enflasyon yüzde 85'e çıktı. Bu kez senaryo tam tersi yönde: faiz indirim kapısı kapanıyor, ama rezerv erimesi ve kur baskısı benzer bir kırılganlık zemini hazırlıyor.

Dolar/TL'nin 45.54 seviyesindeki bugünkü hareketi burada bir test işlevi görüyor. Commerzbank'ın yıl sonu 55 lira tahmini için kilit soru şu: Kur baskısı TCMB'yi faiz artışına zorlar mı, yoksa rezerv kullanımıyla savunma stratejisi mi sürdürülür? Eğer önümüzdeki haftalarda dolar/TL 47-48 bandına yaklaşırsa ve rezervler gerilemeye devam ederse, yıl sonu tahmin revizyonu bir kez daha masaya gelecek demektir. Eğer sermaye girişleri toparlanır ve kur baskısı diner ise, yüzde 26 tahmini gerçekçi bir çerçeve olarak kalabilir.

BIST 100'de bugünkü 14.369 kapanışı ise yarın için bir ölçüt sunuyor. Endeksin toparlanıp toparlanamadığı, piyasanın bu enflasyon-faiz çıkmazına dair algısının değişip değişmediğini gösterecek. Asıl soru şu: Piyasa, merkez bankasının "gerçekçi tahmin" söylemini kredibilitenin yeniden inşası olarak mı okuyacak, yoksa kontrol kaybının teyidi olarak mı?

Link copied