TCMB Enflasyon Revizyonu|Faiz İndirimi Masadan Kalktı mı
Enflasyonun Gerçek Bedeli
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dün bir enflasyon raporu değil, iki yıllık politika yolunu yeniden çizdi. Başkan Fatih Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %18'den %26'ya yükseltirken, iki yıl içindeki altıncı yukarı yönlü revizyon olduğunu sessizce kabul etmiş oldu. Piyasa bu sayıyı bekliyordu; ancak piyasanın hesaplamadığı şey, tahmin aralığı yönteminin tamamen askıya alınmasıydı. Merkez Bankası artık bir üst ve alt bant yayımlamayacak, yalnızca tek bir nokta tahmini açıklayacak — bu teknik kararın sinyali şu: belirsizlik, ölçülebilir bir aralığa sığmıyor.
Revizyonun gerekçesi olarak ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı hava saldırıları gösterildi. Hürmüz Boğazı'nın kapanma riskiyle petrol varili 107 dolara ulaştı; yıllık ortalama petrol tahmini 60,9 dolardan 89,4 dolara çekti. Bu dışsal şok tek başına bir revizyon gerektirebilirdi. Ancak Karahan, sunumda enflasyon ataletini de öne çıkardı — yani savaştan önce zaten devam eden iç fiyat baskısının, dışsal enerji şokunun üstüne bindiğini ima etti. İki katmanlı bu baskı, piyasa katılımcılarına çok daha zor bir mesaj taşıdı.
Yabancı kurumlar bu mesajı anında fiyatladı. Citi, yılın ikinci yarısı için faiz indiriminin artık masada olmadığını ilan etti; politika faizinin %34,50'de sabit kalacağını öngördü. Deutsche Bank ise TCMB'nin "bekle-gör" modunda kalabileceğini, ancak beklenti bozulmasının bu pencereyi daralttığını vurguladı. Bu iki değerlendirme birbirini çelişkili gibi gösterse de aslında aynı noktaya işaret ediyor: faiz indiriminin zamanlaması tartışma konusu değil, olasılığı tartışma konusu. Yabancı kurumsal yatırımcılar bu yorum farkını pozisyon farklılığına çevirdi — Nisan ayında yabancı net alımları enerji ve savunma sanayii hisselerinde yoğunlaşırken, kısa vadeli TL faizli varlıklardan çıkış hızlandı. BIST 100 sabah satıcılı açıldı; gün içinde sınırlı bir toparlanma geldi ancak endeks haftayı düşüşle kapattı.
Faiz indirim beklentisinin geri çekilmesi tek başına BIST baskısını açıklamıyor. Eğer mesele yalnızca enflasyon revizyonu olsaydı, Türk Lirası mevduatının payı neden %59,7 gibi güçlü bir seviyede seyrediyor? Bu sorunun cevabı bir sonraki katmanda yatıyor.
Rezerv Erimesi ve TL'nin Kırılgan Zemini
Merkez Bankası'nın enflasyon revizyonu piyasanın gördüğü yüzeyi tarif ediyordu. Commerzbank'ın mart ayı ödemeler dengesi analizi ise yüzeyin altındaki strüktürü ortaya koydu. Mart'ta cari açık neredeyse iki katına çıkarak 9,7 milyar dolara ulaştı. Aynı ayda portföy çıkışları 14,8 milyar dolar, diğer yatırım çıkışları 11,7 milyar dolar oldu. Bu iki kalem toplandığında TCMB resmi rezervleri tek çeyrekte 43,4 milyar dolar eridi.
Bu rakamın bağlamı şu: Türk Lirası mevduat payı %59,7 ile güçlü görünüyor — ancak rezervler bu hızla eridikçe, bu gücün arkasındaki tampon daralıyor. Commerzbank analisti Tatha Ghose, TCMB'nin mevcut koşullarda ek sıkılaştırmaya gitmemesini ve bu rezerv tablosunu bir arada değerlendirdiğinde, dolar/TL için yıl sonu tahminini 55,0'e yükseltti. Bu tahmin yalnızca kur seviyesi hakkında bir görüş değil; sermaye yapısı hakkında bir uyarı. Eğer enerji fiyatları yüksek kalır ve Hürmüz krizinin çözümü sürüncemede kalırsa, her yeni ay ödemeler dengesi tablonun bir kopyasını üretiyor demek.
Citi'nin analizi bu uyarıyı politika tarafından destekledi. Banka, TCMB'nin resmi faizi sabit tutarken repo ihalelerine ara verdiğine dikkat çekti — bu hamle fiilen 300 baz puan sıkılaşma anlamına geliyor, ancak kurla eşleştirilmediği sürece etkinliği sınırlı. Citi ekonomisti Domaç'ın önerisi netti: düzensiz değer kaybı yaratmadan kuru yönetmenin tek inandırıcı yolu, resmi bir faiz artırımıyla tamamlamak. Bu adım atılmadı. Piyasa bu boşluğu kendi başına kapatmaya çalıştı — yabancı kurumsal satışlar TL devlet tahvillerinde yoğunlaşırken, yerli bireysel yatırımcıların altın ve döviz mevduatına yönelimi Nisan başından bu yana sürdüğü görülüyor. Rezerv tablosu kötüleşmeye devam ederse, TL mevduat payındaki %59,7 görüntüsü kırılgan bir denge noktasına dönüşebilir.
Ancak bu tablo tek yönlü değil. Sermaye çıkışının hız kestiği senaryoda — örneğin İran-ABD geriliminde ateşkes belirginleşirse — petrol ve enerji ithalat maliyeti gerilir, cari açık daralır ve rezerv kaybı yavaşlar. Commerzbank'ın 55 hedefi, bu senaryoda 50-52 bandında kalma ihtimalini dışlamıyor. Doğrulama eşiği: önümüzdeki haftalarda TCMB haftalık repo ihalelerine dönüp dönmeyeceği ve TCMB rezervlerinin ay sonunda stabil kalıp kalmayacağı.
ANKA Anlaşması ve Savunma Sanayiinde Fiyatlanmayan Getiri
Rezerv eriyor, enflasyon beklentisi yükseliyor — peki yabancı kurumsal yatırımcı Nisan'da Türk hisselerinde net alım yaptıysa, para nereye aktı? Yabancı net alımların en yoğunlaştığı iki sektör enerji ve savunma sanayii oldu. Bu rotasyon tesadüf değil; Erdoğan'ın Kazakistan ziyareti sırasında imzalanan ANKA İHA ortaklığı anlaşması, Türk savunma sanayiinin neden farklı bir değerleme kategorisine girdiğini somutlaştırdı.
Anlaşmanın teknik içeriği şu: TUSAŞ'ın geliştirdiği ANKA platformunun Kazakistan'daki 406 No'lu Uçak Tamir Fabrikası aracılığıyla üretim ve bakımı yapılacak. Bu sözleşme tek başına ihracat geliri anlamına gelmez; daha önemlisi, Türkiye'nin insansız hava araçları için Orta Asya'da kalıcı bir bakım-onarım üssü kurduğuna işaret ediyor. Devlet araçlarında bakım gelirleri, satış gelirlerinden daha uzun vadeli ve daha öngörülebilir bir yapı taşır. SSB Başkanı Haluk Görgün, Belçika'nın da Türk savunma sanayisine artan ilgisini doğruladığı gün bu anlaşma imzalandı — iki ayrı coğrafyadan aynı haftada gelen iki talep sinyali, ihracat portföyünün çeşitlendiğini gösteriyor.
Yabancı kurumsal yatırımcıların ASELSAN ve TUSAŞ hisselerinde fiyat bazlı net alım gerçekleştirdiği gözlemleniyor — bu hareket spekülatif değil; enerji fiyatlarının yüksekliği savunma harcamasının küresel ölçekte artacağı beklentisini besliyor ve Türkiye bu talebin niş bir tedarikçisi haline geliyor. ASELSAN Konya'da YHT-25 ile ilk silah geliştirme sözleşmesini aldı; Sarsılmaz'ın makineli tabancası ABD polis envanterine girdi — bu iki haber farklı ürün kategorilerinde aynı mesajı yineledi: savunma sanayii ihracat tabanı yayılıyor.
Kritik soru şu: bu genişleme BIST'teki genel baskıdan savunma sanayii hisselerini bağışık kılar mı? Kısa vadede hayır; faiz yüksek kaldığı sürece tüm değerleme modelleri baskı altında. Ancak yıl sonu görünümünde, Hürmüz riski devam ederse savunma harcamasının yeniden fiyatlanması beklentisi canlı kalır. Doğrulama eşiği: ASELSAN'ın ikinci çeyrek gelir açıklaması ve Haziran itibarıyla ANKA anlaşması kapsamındaki ilk teknik teslim tarihi.
- [Halk TV] Alman devi Merkez Bankası'nın enflasyon tahminin 'daha gerçekçi' buldu…
- [Halk TV] Dev banka tarih verdi: Dolar 55 lira olacak - Halk TV
- [Ekonomim] TCMB’den “tahmin aralığı” açıklaması - Ekonomim
- [Ekonomim] Mahfi Eğilmez’den TCMB’ye “hedef-tahmin” çelişkisi eleştirisi - Ekonom…
- [Cumhuriyet] Mahfi Eğilmez’den Merkez Bankası’na enflasyon eleştirisi: 'Bu yalnızca…
- [Sözcü Gazetesi] Merkez Bankası'nın Enflasyon Raporu'na bankalardan cevap: Faiz indirim…
- [Ege Alternatif] Merkez Bankası'nın enflasyon raporu sonrası bankalardan şok değerlendi…
- [TV5 Haber] Hakan Kara: "Dünyada biraz daha yüksek enflasyon yeni norm olarak kabu…
- [Gazete Oksijen] Eski Merkez Bankası Başekonomisti Hakan Kara: Dünyada daha yüksek enfl…
- [İleri Gazetesi] Merkez Bankası anketi açıkladı: Ekonomide beklentiler değişti - İleri…
- [Yeniçağ Gazetesi] CHP’li Taşcıer: "Merkez Bankası enflasyon programının iflasını itiraf…
- [Cumhuriyet Halk Partisi] Güldem Atabay’dan Merkez Bankası’na Enflasyon Hedefi Tepkisi: “İnandır…