THY Yakıt Maliyeti 2x|Büyüme Hedefi %1-2ye Revize

· BIST

Hürmüz Şoku ve THY'nin Coğrafi Kalkanı

ABD-İran çatışması Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi tırmandırdı. Körfez bölgesindeki bu şok, küresel jet yakıt piyasasını derinden etkiledi. Asya piyasasında ton başına fiyat 2.000 dolara çıktı. THY Yönetim Kurulu Başkanı Şeker, IATA zirvesinde şu rakamı paylaştı: "Biz en çok 1.600-1.800 dolar gördük. Şu an 1.200-1.300 dolar seviyesindeyiz." Asya rakiplerine kıyasla yaklaşık yüzde 35-40 daha ucuz yakıt temin edildi. Bu fark nereden geliyor? Türkiye'de iki ayrı rafineri kapasite sağlıyor: Tüpraş ve SOCAR. Coğrafi konum ayrıca batıdan, kuzeyden, güneyden alternatif tedarik imkânı tanıyor. Körfez taşıyıcıları olan Katar Airways, Emirates ve Etihad kendi bölgelerinde fiyat baskısını tam içinden yaşadı. THY ise bu süreçte Körfez'den etkilenen güzergâhlarda yeni yolcular kazandı. Güney Asya, Uzak Doğu, Maldivler ve Amerika hatlarında ilk kez THY ile uçan kayda değer bir yolcu kitlesi oluştu. Peki bu coğrafi avantaj gerçekten karlılık kalkanına mı dönüştü? Değil. Yakıt THY'nin toplam giderlerinin yüzde 30'unu oluşturuyor. Ve bu maliyet kalemi iki katından fazla arttı. Yönetim bu etkinin bir bölümünü bilet fiyatlarına yansıttığını açıkladı. 50'den fazla destinasyonda yüzde 15'in üzerinde ücret artışı yapıldı. Bunun yanı sıra yakıt tüketiminin yüzde 40'ına kadar koruma alındı. Yani coğrafi avantaj var, ama tek başına yeterli değil. Fark şu: Asya rakipleri çok daha yüksek maliyetle aynı baskıyı taşıyor. THY baskıyı içselleştirmiş durumda, fakat en az hasarla taşıyan konumda. Piyasanın buradaki gizli varsayımı şu: Eğer yakıt fiyatları düşerse, marj onarımı hızlanır. Şeker bu varsayımı doğruladı: Yaz ortasından itibaren geri çekilme bekleniyor. Yıl sonu hedefi ton başına 1.000 doların biraz altı. Bu beklenti gerçekleşirse, THY'nin fiyat avantajı korunurken maliyet baskısı hafiflemiş olacak. Ama bu beklenti bir öngörü, onaylı bir veri değil.

Büyüme Hedefinden %1-2'ye Revizyon: Kırılma mı, Ayarlama mı?

2026 başında THY'nin kapasite büyüme hedefi yüzde 7-8 seviyesindeydi. Haziran itibarıyla bu hedef yüzde 1-2'ye revize edildi. Yüzde altı puanlık bir düzeltme. Piyasanın bir bölümü bunu büyüme hikâyesinin çatlaması olarak okudu. Marbaş Menkul Değerler, 9 Haziran'da model portföyünden THYAO'yu çıkardı. Gerekçe: "Faize duyarlı ve döngüsel sektörlerden uzaklaşma, defansif yapıya geçiş." Bir hedef fiyat analizi de 373,25 TL'ye revize edildi. Ama burada gözden kaçan kritik ayrım şu: Kapasite büyümesi yüzde 1-2'ye indi, yolcu doluluk oranı yüzde 84'e çıktı. Bu, tarihsel mayıs ayı rekoru. Ocak-mayıs döneminde taşınan yolcu sayısı geçen yıla göre yüzde 7,3 arttı ve 36,4 milyona ulaştı. Yani şirket koltuk arzını kıstı, ama mevcut kapasiteyi çok daha verimli dolduruyor. Bu iki okuma çelişiyor gibi görünüyor, ama aslında farklı şeyleri ölçüyor. Kapasite büyümesi daha az uçuş ve daha az koltuk arz edildi demek. Doluluk oranı ise varolan koltukların ne kadar verimli kullanıldığını ölçüyor. Yüksek doluluk + düşük kapasite artışı eşit getiri odaklı yönetim. Piyasa bunu ne zaman büyüme kısıtı, ne zaman verimlilik disiplini olarak okuyacak? İşte belirsizliğin gerçek zemini bu. Yüzde 7-8 büyüme planı bir yatırım döngüsünün parçasıydı. 420 uçaklık sipariş, 2033'e kadar 850 uçaklık filo hedefi, ultra uzun menzilli rotalar — bunların tamamı kapasite büyümesi gerektiriyor. Şeker'in açıklaması şu: Bu yıl büyüme yavaşladı, strateji değişmedi. Ama piyasanın sorduğu soru farklı: Yavaşlama geçici mi, yoksa maliyet baskısı altında kalıcılaşacak mı? Bu soruyu yanıtlayacak veri henüz gelişmemiş durumda. İkinci çeyrek finansalları ve yılın ikinci yarısında yakıt fiyatlarının seyri bu belirsizliği çözecek.

420 Uçak ve Air Europa: Kriz Ortamında Büyüme Bahsinin Mantığı

Yakıt maliyeti iki katına çıktığında, çoğu şirket sipariş defterini küçültür. THY tam tersini yapıyor. 420 uçaklık Boeing ve Airbus siparişi sürüyor. Air Europa'nın yüzde 25-27 hissesini 300 milyon euro karşılığında satın alma süreci devam ediyor. İspanya'dan doğrudan yabancı yatırım onayı Haziran başında alındı. 2027'de filoya A350-1000'ler katılacak: 17 saate kadar kesintisiz uçuş kapasitesi. Hedef rotalar: Sidney, Melbourne, Buenos Aires, Santiago, Lima. Bu hamlelerin gerekçesi yönetim tarafından net biçimde açıklandı: İstanbul'un aktarma merkezliği küresel ölçekte değerlendirilince, uzun vadeli yapısal avantaj kısa vadeli maliyet şoklarından üstün tutuluyor. Körfez taşıyıcılarının kendi bölgelerindeki kriz sırasında daralmasıyla THY yeni yolcu segmentleri kazandı. Bu yolcuları kalıcı müşteriye dönüştürmek, kriz döneminde açılan koltuk kapasitesine bağlı. Air Europa ise Latin Amerika bölgesinde güçlü bir ağ demek. Madrid-Barajas üzerinden Latin Amerika'ya erişim, THY'nin kendi başına kuramayacağı rotaları açıyor. A350-1000 uçakları bu coğrafyaya doğrudan uçuşu mümkün kılacak. Yönetimin gizli varsayımı şu: Hürmüz gerilimi geçici, İstanbul merkezinin yapısal avantajı kalıcı. Ama bu varsayımın ikinci kısmı konusunda piyasada tam bir mutabakat yok. Yapısal avantajın gerçekten kalıcı olduğunu kanıtlayan ölçüt nedir? Şeker'in işaret ettiği veri yolcu doluluk oranı. Mayıs'ta yüzde 84. Kriz öncesi Körfez taşıyıcılarının bazıları benzer dönemde yüzde 75-78 seviyesindeydi. Doluluk farkı devam ederse, yapısal avantaj argümanı güçlenecek. Eğer Körfez taşıyıcıları normale döndükçe THY'nin doluluk oranı gerilerse, avantaj geçici olmuş olacak. Bu iki yolun hangisine girildiği, yılın ikinci yarısında netleşecek. İzlenecek gösterge: Katar Airways, Emirates ve Etihad'ın kapasite toparlaması ile eş zamanlı THY'nin dış hat doluluk oranı. Bu veri, 420 uçaklık sipariş ve Air Europa bahsinin ne kadar sağlam bir zemine oturduğunu gösterecek.

Link copied